dün bir arkadaşla gözlükçüye girdik, adam telefonda 25 dakika konuştu. iş falan değil: "napıyon, iyi misin, annen baban nasıl, yarın şöyle yapalım." gözlükçünün ortasında, ben orada dikiliyorum. anladım ki ben yanımdaki insanın telefonda uzun kalmasına tahammül edemiyorum. gerçekten önemliyse tamam, eyvallah. ama bu boş muhabbet, hoparlörden, dünya alem duysun diye. babam da yapıyor bunu — yemek yiyoruz, telefon çalıyor, sofrada hoparlörden boş boş konuşuyor. o gün arkadaşa selam da vermedim, bay da demedim, öylece yanından çekip gittim. baktım yavaş yavaş yürüyor, ben zaten yavaşlığa da dayanamıyorum, hızlandım, durağa yürüdüm, dolmuşa bindim. gideceğimiz yer başkaydı ama artık umurumda değildi.